İçeriğe geç
Denizli Arena
Hayvanlar

Yarasalar Karanlıkta Nasıl Yön Buluyor?

Yarasalar karanlığı gözleriyle değil sesle görür. Yankıdan mesafe çıkaran bu sistem, avlanan böceklerin savunmalarıyla birlikte milyonlarca yıldır ince ayar yapıyor.

Derya Akıncı 4 dk okuma

Karanlık bir mağara girişinin önünde alacakaranlıkta beklerseniz, yüzlerce yarasanın hiçbirine çarpmadan, hiç duraksamadan dışarı akışını izlersiniz. Görme duyusunun neredeyse işe yaramadığı bu koşullarda kusursuz bir trafik akışı sürer. Yarasaların bunu nasıl başardığı uzun süre bilmece olarak kaldı; kimileri kanat uçlarındaki gizemli bir duyudan, kimileri havanın basıncını hissettiklerinden söz etti. Gerçek çok daha ilginç çıktı: yarasalar karanlığı sesle görüyordu.

Ses Dalgasıyla Çizilen Harita

Yarasa uçarken gırtlağından çok kısa ve çok yüksek frekanslı sesler çıkarır. Bu seslerin büyük bölümü insan kulağının duyabildiği sınırın üzerindedir, bu yüzden dolu bir mağarada bile bize sessizlik gibi gelir. Çıkan ses dalgası önündeki cisme çarpıp geri döner. Yarasa, sesi gönderdiği an ile yankının kulağına ulaştığı an arasındaki farkı ölçer. Ses havada sabit bir hızla ilerlediği için bu zaman farkı doğrudan uzaklığa çevrilebilir. Yankının iki kulağa farklı şiddette ve farklı anlarda gelmesi ise cismin sağda mı solda mı olduğunu söyler.

Bu yöntem sadece "önümde bir şey var" demekle kalmaz. Yankının tonu, sertliği ve dağılımı yüzeyin dokusunu ele verir. Pürüzsüz bir su birikintisi sesi düzgün biçimde yansıtır, yapraklı bir dal ise onu dağıtır. Deneyimli bir yarasa, önündeki nesnenin duvar mı, sarkan bir kök mü, yoksa kanat çırpan bir güve mi olduğunu ayırt edebilir. Kimi türler bir kıl kadar ince telleri bile fark edip son anda yön değiştirir.

Avın Peşinde Hızlanan Ritim

Bir yarasa boş havada uçarken saniyede yalnızca birkaç kez ses çıkarır; bu, enerji açısından ekonomik bir tempodur. Ancak menzile bir böcek girdiğinde ritim hızla artar, avın son metresinde saniyede iki yüze yaklaşan bir seri hâline gelir. Bu yoğun sese araştırmacılar "yakalama uğultusu" adını verir. Her yeni ses, avın konumunu bir öncekinden daha taze biçimde günceller. Böcek kaçmak için ani dönüşler yapsa da yarasa güncellenen bilgiyle rotasını sürekli düzeltir ve çoğu kez kanadını ya da kuyruk zarını bir kepçe gibi kullanarak avı havada toplar.

Kendi bağırışının kendi kulağını sağır etmemesi için yarasada ayrı bir düzenek çalışır. Ses çıkarıldığı anda orta kulaktaki küçük kaslar kasılıp duyma duyarlılığını bir an için kısar, yankı gelirken hemen gevşer. Saniyede yüzlerce kez tekrarlanan bu kasılma gevşeme döngüsü, hayvanın hem çok yüksek sesle bağırmasını hem de çok zayıf yankıları duymasını mümkün kılar.

Karşı Tarafın Savunması

Avlanan böcekler bu baskı karşısında boş durmadı. Bazı güve türlerinin gövdesinde, tam da yarasa seslerinin bulunduğu frekans aralığına duyarlı basit işitme organları bulunur. Uzaktan gelen bir yarasa sesi duyduklarında ters yöne kaçarlar; ses yakınlaşırsa kanatlarını kapatıp taş gibi yere bırakırlar. Kimi türler ise yarasanın sesine kendi tıkırtılarıyla karşılık verip yankı tablosunu bulanıklaştırır. Tüylü gövdeler de işe yarar: kalın tüy örtüsü sesin bir kısmını yutarak hayvanı yankı bakımından daha sönük gösterir.

Yarasalar da buna karşılık verir. Kalabalık mağaralarda yaşayan türler, komşularının sesiyle karışmasın diye kendi frekanslarını hafifçe kaydırır. Kimi türler avın kaçış tepkisini tetiklememek için normalden çok daha alçak sesle, adeta fısıldayarak avlanır. Milyonlarca yıl süren bu karşılıklı ayarlama, ne tarafın kesin galip geldiği bir yarıştır ne de duracak gibi görünür.

Bütün yarasaların aynı yöntemi kullandığını sanmak da yaygın bir yanılgıdır. Meyveyle beslenen büyük türlerin çoğu ekolokasyona neredeyse hiç başvurmaz; onların gözleri iridir ve alacakaranlıkta gayet iyi görür. Koku duyuları da gelişmiştir, olgun meyveyi metrelerce öteden ayırt ederler. Yani sesle yön bulma, uçan böcek avlayan türlerin karşılaştığı özel bir sorunun çözümüdür. Hızla hareket eden, küçük ve karanlıkta görünmeyen bir hedefi yakalamak, gözle çözülemeyecek kadar zor bir iştir. Aynı hayvan ailesinin içinde, beslenme biçimine göre iki bütünüyle farklı duyu stratejisinin gelişmiş olması doğanın çözüm çeşitliliğini iyi özetler.

Karanlığın Kendi Görme Biçimi

Yankıyla yön bulmak yalnızca yarasalara özgü değildir; yunuslar ve bazı diş balinaları suda benzer bir yöntem kullanır, hatta karanlık mağaralarda yuvalanan birkaç kuş türü de kaba bir biçimini geliştirmiştir. Ortak nokta, ışığın işe yaramadığı bir ortamda başka bir fizik yasasının aynı işi görmesidir. Yarasanın dünyası bizimkinden yoksun değil, yalnızca başka bir dilde yazılmıştır: mesafelerin milisaniyeyle, dokuların tonla, hareketin ise değişen yankıyla anlatıldığı bir dil.

Paylaş: Facebook X WhatsApp