İçeriğe geç
Denizli Arena
Hayvanlar

Deniz Yıldızı Nasıl Hareket Eder ve Kopan Kolu Neden Yeniden Çıkar?

Deniz yıldızının kas yerine suyla çalışan hareket düzeni, midesini dışarı çıkararak beslenmesi ve kopan kolunu yenileme yeteneği nasıl işler?

Mert Koral 4 dk okuma

Deniz yıldızı, kıyıda ya da akvaryum camının ardında görüldüğünde hareketsiz bir süs gibi durur. Oysa bu canlı, omurgalıların kullandığı kasların ve iskeletin hiçbirine benzemeyen bir düzenle yürür, avlanır ve yaralandığında kendini onarır. Beş kollu simetrisi, altındaki yüzlerce küçük ayağı ve suyla çalışan iç mekanizması sayesinde deniz yıldızı, denizin en sessiz ama en ilginç mühendislik örneklerinden biridir. Bu yazıda bu düzenin nasıl işlediğine bakacağız.

Beş Kollu Yapı Aslında Ne Anlatır?

Deniz yıldızları, denizkestaneleri ve deniz hıyarlarıyla aynı gruba girer. Bu grubun ortak özelliği, gövdenin merkez etrafında ışınsal biçimde düzenlenmesidir. Yani bir önü ve arkası yoktur; hangi kol öne dönerse yön odur. Bu yapı, bir yöne koşarak avdan kaçmak yerine zemine tutunup yavaş ilerleyen bir yaşam biçimine uygundur. Kolların sayısı türden türe değişir; beşin katları yaygın olsa da çok daha fazla kollu türler de bulunur.

Su ile Çalışan Bir Hareket Düzeni

Deniz yıldızının içinde, su dolu kanallardan oluşan bir sistem vardır. Gövdenin üst yüzeyindeki küçük bir süzgeç benzeri açıklıktan alınan deniz suyu, halka biçimindeki bir ana kanala, oradan da her kolun içinde uzanan kanallara dağılır. Bu kanallar, kolun alt yüzeyindeki yüzlerce minik tüp ayağa bağlıdır. Kaslar suyu ayaklara doğru ittiğinde ayak uzar, geri çektiğinde kısalır. Böylece hidrolik bir düzenek gibi çalışan bir hareket sistemi ortaya çıkar.

Tüp ayakların uçları yalnızca vantuz gibi yapışmaz; salgıladıkları maddelerle yüzeye tutunur ve bırakmak istediklerinde bu tutunmayı çözerler. Yüzlerce ayak sırayla uzayıp kısaldığı için deniz yıldızı, dalganın çektiği bir kayada bile yerinde durabilir. Hareket yavaştır ama son derece kararlıdır. Dik bir cam yüzeyde yukarı doğru ilerleyebilmesinin nedeni de budur.

Beslenme: Mideyi Dışarı Çıkarmak

Birçok deniz yıldızı türü, midye gibi çift kabuklu canlılarla beslenir. Kabuğu kırmak yerine kollarını kabuğun iki yanına yerleştirir ve tüp ayaklarıyla sabırla, çok küçük bir aralık açılana kadar çeker. Bu aralık milimetrenin altında olsa bile yeterlidir; çünkü deniz yıldızı midesinin bir bölümünü ağzından dışarı çıkarıp bu aralıktan içeri sokabilir. Sindirim kabuğun içinde başlar, sonra çözünmüş besin geri emilir.

Bütün türler avcı değildir. Kimi türler zemindeki organik artıkları, kimi ise su içindeki küçük parçacıkları toplayarak beslenir. Beslenme biçimi kolların yapısını da etkiler; kalın ve güçlü kollu türler genellikle kabuklu avlarla uğraşırken, ince ve uzun kollu türler daha çok toplayıcıdır.

Kopan Kol Neden Yeniden Çıkar?

Deniz yıldızının en çok bilinen özelliği, kaybettiği kolu yeniden oluşturabilmesidir. Bir yırtıcı kolu kopardığında ya da canlı kendisi kolu bırakmak zorunda kaldığında, yara bölgesi önce kapanır. Ardından o bölgede yeni doku üretimi başlar ve kol yavaş yavaş uzar. Bu süreç hızlı değildir; türüne ve suyun sıcaklığına göre aylar, bazen bir yıldan uzun sürebilir. Yeni kol genellikle diğerlerinden daha kısa ve ince kalır, zamanla eşitlenir.

Bazı türlerde bu yetenek daha da ileri gider. Merkez diskin bir parçası kopan kolla birlikte gittiyse, o parça kendi başına yeni bir bireye dönüşebilir. Ancak bu her tür için geçerli değildir; çoğu deniz yıldızında yalnız bir kol, merkez olmadan yaşamaya devam edemez. Yani "ikiye bölünce iki tane olur" düşüncesi genel bir kural değil, sınırlı sayıda türe ait bir istisnadır.

Gözleri Nerede ve Ne Görür?

Deniz yıldızının başı yoktur ama her kolun ucunda ışığa duyarlı küçük bir yapı bulunur. Bu yapılar keskin görüntü oluşturmaz; daha çok aydınlık ile karanlığı ve büyük gölgeleri ayırt eder. Canlı, bu bilgiyle kayalık bir bölgenin gölgesine mi yoksa açık kuma mı doğru gittiğini kabaca anlar. Ayrıca kolların yüzeyindeki duyu hücreleri suyun kimyasal içeriğini algılar; avın ya da tehlikenin yönü çoğu zaman görmeyle değil kokuyla belirlenir.

Yaşadığı Ortam ve Kırılganlığı

Deniz yıldızları kıyıya yakın sığ sulardan derin denizlere kadar geniş bir alanda yaşar. Ancak tatlı suya girmezler; vücutlarındaki tuz dengesi buna izin vermez. Kıyıda bulunan bir deniz yıldızını eve götürmek ya da uzun süre havada tutmak bu nedenle canlı için ölümcül olabilir. Solunumun bir bölümü ince deri uzantılarıyla yapıldığından, kuruma çok hızlı zarar verir.

Kıyıda karaya vurmuş bir deniz yıldızı görüldüğünde yapılacak en doğru şey, canlıysa nazikçe suya geri bırakmaktır. Kolundan tutup kaldırmak yerine altından desteklemek, kolun kopmasını önler. Sudan çıkarıp fotoğraf için bekletmek, kısa sürede geri dönülemez zarar verir.

Denizin Dengesindeki Yeri

Bazı deniz yıldızı türleri, bulundukları bölgede belirli bir canlının aşırı çoğalmasını engelleyerek çeşitliliği korur. Bir kaya yüzeyinde tek bir türün her yeri kaplamasını yavaşlatır, böylece başka canlılara yer kalır. Buna karşılık bazı türlerin aşırı çoğalması mercan resiflerine ciddi zarar verebilir. Yani deniz yıldızı ne yalnızca faydalı ne de zararlı bir canlıdır; bulunduğu sistemin dengesine göre rolü değişir.

Yavaş hareket eden, sessiz duran bir canlıya bakarken çoğu zaman içindeki karmaşıklığı fark etmeyiz. Deniz yıldızı, kas yerine suyla çalışan bir hareket düzeni, kabuk açmak için sabra dayanan bir avlanma biçimi ve kaybettiğini yeniden kurabilen bir beden yapısıyla bunun iyi bir örneğidir. Kıyıda karşılaşıldığında ona dokunmadan ya da suya geri bırakarak davranmak, bu düzeni bozmamanın en basit yoludur.

Paylaş: Facebook X WhatsApp

Hayvanlar bölümünden